Kemal Tahir

Perihan’la Emin aynı zamanda merdivene döndü.

Kapı çalınıyordu.

Emin dehşetle fısıldadı:

– Kim olabilir bu saatte?

Perihan parmağını ağzına götürdü:

– Suuuussss… Ben bakarım.

Birden kendini toplamış, kalkarken bir silkinmede üstündeki perişanlığı atmıştı. Metin adımlarla yürüdü.

Saat vurmaya başlayınca Emin Bey soluklarını tutarak saydı. “Üç… Gecenin üçü… Kim olabilir?…” Aşağıya kulak verdi. Perihan sürüyü çekiyordu. “Kim?” Doktorun baldızı Nesibe Hanım hastalanmıştı. “Ağırlaştı mı?”

Perihan biraz sonra, gittiğinden daha perişan göründü. Ölüm haberi almış gibi titriyordu.

– Kimmiş? Nedir istediği?..

– Yok bir şey… Yok…

– Ne demek… Saat üç…

Perihan, saate korkuyla baktı. Gerçekten üç olduğunu görünce elini büyük bir suç işlemiş gibi yanağına götürdü:

– Üçmüş sahi…

– Kimdi Perihan? Neydi istediği?

– Öteki gelmiş abi… Abdulkerim Bey… Almadım içeriye…

– Ya.

– Alamadım. “Gözaltında bu ev” dedim. “Lazımsa para verelim” dedim.

– Sonra da kapıyı yüzüne kapatıp…

– Olmaz Perihan… Koş hemen aç… Al içeri… Düşünelim, n’apacağımızı…

– Hayır, alamam! Sen karışma… Arkasına düşmüşlerdir. Çok heyecanlıydı. Bunu da, tutarlarsa bizim evde… Düşün günlerden beri çektiğin azabı…

– Tamam… Düşünürüz. Elini kız kardeşinin yüzünden geçirdi. Hele açalım önce…

Perihan birden irkildi:

– Olmaz, istemiyorum. Bağırırım camları kırıp… “Yangın var” diye kıyameti koparırım. “Aranan kaçak burda… Gelin tutun!” diye bağırırım. Yüzüne bak aynada… Mahvoldun. Çıktın insanlıktan… Çektiğin azabı düşün, kaç gündür çektiğin cehennem azabını…

– Saçmalıyorsun küçük abla… Kederle gülümsedi. Ben o cehennem azabını, kıstırılmış insanlara kapıları açmamak için çekmiyorum. Kapıları daha kolay, daha çabuk açabilmek için çekiyorum. Hadi, koş rica ederim, hadi çabuk…

Perihan oralı olmayınca, yürüdü, önüne dikilince yavaşça yana almak istedi.

– Saçmalama… Yemin ettim.

– Tamam. Ben açacağım. Sen duymamış olursun.

– Hayır… Bırakamam…

Emin bey, ömründe ilk defa kız kardeşine karşı kuvvet kullanmak zorunda kalacağı için şaşırmış, bir an duraklamıştı. Perihan soluk soluğa yalvardı.

– Olmaz abi!.. Beni düşün… Beni de götürürler bu kez… Acı bana. Mahvolurum. Bağışlamazlar bu kez…

Emin Bey, korkutulmak, gözünün yıldırılmak istendiğini anlayınca birden değişip dikilmişti:

– Çekil yolumdan… Çekil diyorum…

Perihan bir an ürktü, sonra, abisini yıllardır kumandası altında tutuyor sanısının verdiği cesaretle direndi:

– Olmaz. Bırakmayacağım!

Bu anda ikisinin de hiç beklemediği bir iş oldu. Emin Bey, sanki yüz kere yapmış gibi, Perihan’ı hırsla kolundan tutup savurdu:

– Çekil be…

Sıyrılıp geçerken, kız can havliyle atılıp bacaklarına sarılmıştı:

– Dur Emin abi… Dinle… Boşuna zorluyorsun. Yok kimse… “Çıktılar burdan, aradıklarınız” dedim, “Biz yeni taşındık” dedim. Gitti çoktan…

– Neee…

Emin Bey, yay gibi sıçradı, merdivenleri üçer dörder atlayarak indi. Kapı kanadı arkasına çarpıp tahta evi temellerinden sarsınca, Perihan korkuyla inlemiş, kalkmaya davranmıştı. Abisinin boğuk sesini duyunca katılakaldı.

Emin Bey, Cambaziye Mahallesi’nin Tatlıkuyu Sokağı’nı inim inim inleterek var gücüyle bağırıyordu:

– Arkadaaaş… Arkadaaaş… Emin’i arayan arkadaş!.. Burdayım ben, burdayım!

Kurt Kanunu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s